Çarşamba’dan devam.
Milletin ekmeğini yiyip suyunu içip memleketin havasını soluyanların bunu sağlayan velinimetleri olan milletine kayıtsız ve şartsız hizmetkarı olmaları gerekmez miydi?
Gerekirdi gerekmesine de maalesef bulundukları ocağın kuruluş maksadına ve Türk ordusunun en önemli özelliklerinden olan Emir ve komuta ilkesine de tıpkı 27 Mayıs kanlı askeri darbesindeki gibi yapıp milletin oyuyla seçilen kanunen bağlı oldukları Milli Savunma Bakanında amiri olan Başbakana kendisinden önceki 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbelerindeki gibi emperyalist emriyle darbe yaptılar.
28 ŞUBAT TEFECİLER, TÜRKİYENİN KALKINMASI VE GELİŞMESİNİ KENDİ İSTİKBALLLERİNİN ALEYHİNE GÖREN SOYKIRIMCI İSRAİL BAŞTA OLMAK ÜZERE EMPERYALİSTLERİN EMELLERİ İÇİN YAPILDI!!!
Üst paragrafta belirttiğim gibi sonradan orta çıkan birçok bilgiyle dış güçlerin ve özelliklede İsrail’in emellerine hizmet etmek için yapılan 28 Şubat 1997 süreci sadece inanların baskı altına alınmaları, muhafazakar siyasilerle kamu görevlilerine dünyanın dar edilmesiyle kalmadılar.
28 ŞUBATÇILAR MUHAFZAKAR SERMEYE İLE BİRLİKTE GÜNÜMÜZDEKİ ÜLKEMİZİN SAVUNMASI BAŞTA OLMAK ÜZERE HER KONUDA GELDİĞİ SEVİYEYİ OLUŞTURAN BİLİM ADAMLARINIDA YILLARCA DIŞLADI
Aynı zamanda bilim adamları arasındaki dindar, laik ve Kemalist ayırımıyla muhafazakar bilim adamlarının aşağılanması, dışlanmasıyla günümüzdeki muhafazakarlardan oluşan bilim adamlarının özellikle savunma sanayisi başta olmak üzere ülkemizin elektrik ve elektronikte öncelikle kendi ihtiyacı olanların üretilmesi ile üretilenlerin önceliği kardeş ve dost ülkeler olmak üzere ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da engellendi.
Sermayenin ”Yeşil” ve olmayanın ayırt edilmesi ve dindar sermayenin akla gelen her yöntemle engellenmesi günümüzde geneli bu Yeşil sermaye diye aşağılananların katkılarıyla ülkemizin ihracatını yarım trilyon doları çıkartanlarında önü kesildi.
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİYLE ÜNİVERSİTELERLE BANKALARDAKİ OLUMSUZLUĞADA SEBEP OLDULAR
28 Şubatçıların bu akla izana ve vicdana uymayan müdahaleyle kendilerini ülkenin sahibi, kendilerinden olmayanları ise Siyonist zihniyetteki kendilerine hizmet etme görevini "toplum mühendisliği" ile üniversite koridorlarından banka kasalarına kadar her alanda hissedilen bir daralma silsilesine sebep oldular.
BİLİM YUVALARI OLMASI GEREKEN ÜNİVERSİTELER 28 ŞUBATÇI ZİHNİYETİN ÇÖPLÜĞÜ OLDU!
Emperyalist emriyle yapılan fakat hesaplayamadıkları en Ulu hesap sahibi tarafından tuzla buz edilen, yapanları en ağır şekilde cezalandırılan 28 Şubatçılar hür düşüncenin merkezi olması gereken üniversiteleri ilim ve bilimin merkezliğinden çıkartıp emperyalist ve tefecilerin emriyle ideolojik birer denetim mekanizmasına dönüştürdüler.
Ülkemizin istikbali için çalışmaları gerekenler iplerini ellerinde tutanların istikballerine hizmet için mesleklerinde yetkin olan yüzlerce akademisyeni, inanç dünyaları veya siyasi görüşleri nedeniyle üniversitelerden eften püften sebeplerle ya görevlerinden uzaklaştırdılar ya da istifaya zorlandılar.
28 ŞUBATÇI ZİHNİYETİN BASKISI NEDENİYLE BU TOPRAKLARDA YAŞAYANLARIN MUTLU İSTİKBALİNİ OLUŞTURACAK BİLİM ADAMLARI EMPERYALE HİZMETE ZORLANDILAR!
28 Şubatçıların inanları canlarından bezdirip, dünyayı dar ederek doğduklarına pişman ettirmesi nedeniyle Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağında telafisi güç bir "beyin göçü" nü tetiklediler.
İmam Hatip ve Meslek Lisesi mezunlarına yönelik katsayı uygulamasındaki adaletsizlik nedeniyle diğer meslek okulları mezun olan milyonlarca gencin akademik potansiyeli kısıtlandı, liyakat esaslı yükselişin önü kesilerek eğitim yuvaları ile kamu kurumları din karşıtı ideolojileri benimseyenlerin at koşturduğu yerler oldu.
İKNA ODALARIYLA REŞİT OLAN ÜNİVERSİTELİ KIZLARA TRAVMA YAŞATTILAR
Bilim yuvası olması gereken üniversite kapıları, genç zihinlerin inançlarıyla gelecekleri arasında seçim yapmaya zorlandığı baskı alanlarına evrildi.
Bu uygulamalar, akademik hürriyet endekslerinde Türkiye’nin on yıllar kaybetmesine sebep oldular.
TÜRKİYENİN KIYAMETE KADAR BİRLİĞİ İÇİN ZAMAN GEÇİRİLMEDEN ÖNCE YASAL GÜVENCE EN KISA ZAMANDA İSE ANAYASAL GÜVENCE GETİRİLMELİ
Ülkemizin bir daha asla ve asla bu olumsuzlukları yaşamaması için en kısa zamanda 2010 un 12 Eylül referandumuyla başlayan devletle milleti barıştıran iyileştirmelerin, sivilleşme ve normalleşmenin zaman geçirilmeden önce yasal güvenceye alınması.
Ardından ise yeni tam sivil ve tam demokratik yeni bir anayasanın yapılması, bu anayasanın amir hükümleri gereğince vatandaşlarının arasında başta inanç hürriyeti olmak üzere akla gelen fikirlerle ,soy sop ırk, din ve mezhep ayırımı yapanların ise en caydırıcı şekilde cezalandırılmasının sağlanması dileğiyle.
Cuma’mız mübarek olsun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.