Böyle bir başlık atmak hiç aklımıza gelmezdi ancak Aksaray’da ki gerçekler bizi buna mecbur etti.
Başkanlık sistemine geçmezden evvel, Devlet ve hükumeti temsil edenlerin güçleri belli idi. Dolaysıyla hükumetin ve partinin ağası, paşası belli idi.
Başkanlık sisteminden sonra, her şey birbirine karıştı. Devlet ve hükûmet arasındaki çiğiler yok edilerek, parti-hükumet ve devlet üçle mi ortaya çıktı. Bu üç kurum arasında koordinasyon da kurulamayınca, işler birbirine karıştı.
Devlet; halkının tamamı için çıkarılan kanunları uygulayan bir kurumdur, bu kanunlara harfiyen uyulması konusunda gerekenleri yapmak hukuk devletininim ve demokrasinin olmazsa olmaz şartlarındandır.
Hükumet ise; milletinin daha mutlu ve huzurlu yaşaması ve de üretimin artması için anayasaya uygun ve ihtiyaç olan yasaları çıkarmak ve kurumlar arasındaki işbirliğini sağlayarak örf âdeti de göz önüne alarak hukuk ilkeleri çerçevesinde yönetmektir.
Devlet ve hükumet arasındaki en önemli fark, Devlet milletinin kalkınmasını, mutluluğunu ve bekasını düşünür, hükumet ise partisinin geleceğini düşünür.
Ak Parti iktidarında ise ne yazik ki devlet ve hükumetin kurumsallıkları daima karıştırılmaktadır. Neticede partinin menfeatları daima, devletin yapması ve uyması gereken yasaların önüne geçmekte olup, halkta ayırımcılığı, kırgınlığı ve küskünlüğü körüklemektedir.
Dahada önemlisi, devlet memuru, aynı partinin çıkardığı kanunlara mı uyacak, partinin milletvekilinin, il başkanının, ilçe başkanının ve belediye başkanlarının isteğine mi uyarak görev yapacak veya hiçbir şey yapmadan zaman mı geçirecek?
Aksaray vilayetinde ne yazik ki, devlet ve hükumet arasında bir ahenk olduğunu kimse söyleyemez. Dolaysıyla bürokrat asla risk alarak çalışmaz, bu durumda da, verimlilik ve başarı düşer. Karmaşa ve başarısızlık sonunda da mutsuzluk ve memnuniyetsizlik başlar.
Kimse kızmasın da Ak Partinin, parti okullarında ne öğretildiğini biz bilmiyoruz, meşhur parti okullarında DEVLET nediri azda olsa kendi menfeatları için öğretseler çok iyi olur. Birçokları, DEVLETİ yabanda bulduğunuzu sanıyor ve çadır yerine koyuyor.
Daha evvelde, görüşümüzü yetkililerin huzurunda ifade ettik, bu ilin ağası kim, paşası kim? Her yetkili kendi sazını çalar ve kendine göre türküyü terennüm ederse, buradan severek dinlenecek bir müzik çıkmaz.
Özellikle iktidar partisi ben ve biz merkezli bakış açısıyla asla yönetilemez. Orta ve küçük illerde ise ben ve biz merkezli yönetim kesinlikle geri teper. Partideki güç sahipleri sürekli her şey benim dediğim gibi olacak derse Aksaray da yönetim krızı, hizmeti baltalar.
Bu ilde yaşayan 400 bin insan var, her birinin bilgileri, görgüleri, umutları var, dolaysıyla Ak Partiyi idare eden en fazla 100 kişinin ayrı ayrı emir ve isteklerine ayak uydurmaz. Yöneticiler ellerini başlarının arasına alıp, 31 Mart Mahalli seçiminde oylar, 70-75 binlerden 45 bine neden indiğinin hesabını yapmalıdırlar.
Çokbilmiş, Ak Parti yöneticileri, önünüze gelecek ilk seçimde elinizi dizinize vuracaksınız ancak iş işten geçmiş olacak, bunu hiç unutmayın, kimseleri de suçlamaya kalkmayın.
Bizim meselemiz, sizin egonuz ve kendinizi beğenmişliğiniz değil; Aksaray’ın hizmet kaybına uğradığı için kızıyor ve üzülüyoruz. Çünkü bizle bu şehirde yaşıyoruz dolaysıyla olayları bire bir görüyor ve duyuyoruz.
Partilerde, gelecek hesapları yapanları çok gördük, hesapları hiçbir işe yaramadı. Alavere dalavere çevirerek bir yerlere gelenler de halk ve hak nezdinde bir kıymet ifade edemediler, siyasi mevta oldular.
Hayrola, muvaffak ola, muzaffer ola.