Abbas Satır

Tarih: 10.10.2024 01:03

TARİHİ UĞRAK LOKANTASI’NIN HİKAYESİ…

Facebook Twitter Linked-in

 

TARİHİ UĞRAK LOKANTASI’NIN HİKAYESİ…

Rüzgarlı Sokak’ın en hareketli olduğu 1960 ila 1980’li yıllarında bölgenin en iyi lokantaları arasında Uğrak Lokantası vardı.

Uzun yıllar Rüzgarlı Sokak’ta gazetecilik yaptım. Gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda küçük de olsa aldığımız maaşla ara sıra Uğrak Lokantası’na gider, makinede çevrilerek yapılan tavuk yerdim.  Tadı hala damağımdadır.

Yıllar geçti, Ankara’nın Babal-isi olarak bilinen Rüzgarlı Sokak tarihe karıştı. Ulus’un belki de en eski dükkânlarından olan Uğrak Lokantası da tarih oldu ve geçtiğimiz yıl kapandı.

Ara sıra uğradığımda işletmenin başında olan Nevzat Abiyle görüşürdüm. Nevzat Tamer, sosyal yönüyle çevresi oldukça geniş bir insandı. Çok güzel gitar çalardı.

Kardeşler arasındaki anlaşmazlık yüzünden, Uğrak Lokantası’nın üstünde bulunan Tamer İş Merkezi yıllarca boş kaldı.

Geçtiğimiz günlerde Ulus civarına yaptığım gezide Uğrak Lokantası’nın kapandığını ve kapıya da satılık yazıldığını gördüm. Çok üzüldüm.

Uğrak Lokantası’nın kuruluşu 100 yıla dayanıyor. 1926 yılında Yugoslavya’dan göçen Raşit Tamer Ulus’ta önce bakkal dükkanı açar. Ulus’ta Taşhan’ın yerinde bir bakkal dükkanı daha vardır. O da Vehbi Koç’un bakkalıdır.

Vehbi Koç’un bakkalının daha büyük ve çok çeşitleri olduğu için Ankaralılar alış-verişte burayı tercih ederler.

Raşit Tamer, bakkal dükkanını fazla yürütemez ve kapatır. 100. Yıl Çarşısı adını alan Şehir Çarşısı’na Uğrak ismi ile börek ve sandviç satışına başlar. Yugoslavya’da iken Sırp bir ustadan öğrendiği salam ve sosisli sandviçi üreterek, ayak üstü atıştırmanın Türkiye’de ilk öncülüğü yapar.

Cumhuriyetin ilanından sonra Ulus, Ankara’nın en hareketli yeri ve civarıyla da büyümeye başlar. O dönemde Meclis, Bakanlıklar, yargı organları, bankalar ve diğer resmi kurumlar hep Ulus çevresine yayılmıştır. Türkiye’ye gelen yabancı konukların ağırlandığı Ankara Palas da Ulus’tadır.

Ayrıca çağdaş sanatın kalbi de bura atmaktadır. Batılılaşma ve yenilik hareketinin temeli de Ulus ve civarında atmıştır.

Raşit Tamer, bu ortamı çok iyi değerlendirir ve Çankırı Caddesi’ne lüks bir tesis olan Hünkar Lokantası’nı açar. Lokanta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yakın olduğu için müşterileri milletvekilleri, bakanlar, yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak yeri olur.

Ancak zamanla Meclis’in ve resmi kurumların Ulus’tan taşınmasından sonra işlerin azalması sebebiyle Hünkar Lokantasını kapatır. Yerine Uğrak Lokantası’nı açar.

Uğrak Lokantası şimdiki konseptine 1959’da kavuşur, mekânda sulu yemekler ve tavuk ağırlıklı bir mönü servis edilir. O yıllarda aldığı piliç makineleri ile Ankara’da bir ilke imza atar. O zamana kadar Ankara’da hiçbir yerde olmayan piliç makinelerine sahip olan lokanta, bu konuda alanında öncü olur.

Bu makineler Hollanda’dan gemiyle İzmir Limanı’na, oradan da Ankara’ya getirilir. Makineler ve makinelerde yapılan çevirme piliç çok fazla ilgi çektiği için müşteri yoğunluğu yaşanır. Bu nedenle lokanta personeli, makinede pişen pilicin bir ay boyunca tadına bakamadığı söylenir.  Bu makineler sayesinde lokanta oldukça fazla ün kazanmış ve lokantada kapanana kadar aynı makineleri kullanılmıştır.

Raşit Tamer’den sonra lokanta yönetimi oğulları Sabahattin, İhsan ve Necati Tamer’e geçer. Necati Tamer, (Nevzat Tamer’in babası) çok genç yaşta bir iş kazası sonucunda vefat eder.  Daha sonra İhsan Tamer ve Sabahattin Tamer’in ölümünden sonra Uğrak Lokantası, üçüncü kuşak Gönül, Sema, Gökhan, Behsat, Nevzat ve Orhan Tamer tarafından işletilir.

Ancak geçen yıllar boyunca aile içindeki miras kavgaları devam eder ve geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Uğrak Lokantası kapısına kilit vurur. Aile daha sonra binayı satar.

Satın alan kişiyle görüşmek için araştırma yaptım. Binayı satın alanlar da, burayı satışa çıkarmış. Emlak Danışmanı Nevin Azeri ile görüştüm. Kimlerin satın aldığının bilgisini vermedi. Ancak binanın yeni sahipleri, binanın eski oluşundan dolayı güçlendirme yaptırdıklarını, otele çevirdikten sonra yeniden satışa çıkaracaklarını öğrendim.

Böylece Ankara’da bir asırlık lokanta da tarihe karışmış olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —