18.03.2026 Çarşamba günü külli iradesiyle kullarının kalbine yerleştirdiği imanla kazanılan dünyaya şan veren zaferimizin 111. yıldönümünde “ÇANAKKELE GEÇİLMEDİMİ?” diye sormuştum.
Çanakkale’yi kanları ve en kıymetli varlıkları canları pahasına geçilmez yapan Şehitlerimiz ve Gazilerimizle ilgili olarak kaleme aldığım bu yazımın I. Bölümünde atamız ilk insan ve ilk Peygamber Hz. Adem(A.S)’dan Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V.)’e ve ondan Çanakkale zaferine ve bu zaferden sonra bizim ülkemizin verdiği Kurtuluş Savaşıyla diğer İslam ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmak için verdikleri mücadelelerini.
ÇANAKKALE VE TÜM SAVAŞLARDA CAN VERENLER BUNU KURU TOPRAK PARÇASINI KORUMAK İÇİN DEĞİL HÜRRİYETE KAVUŞANLARIN İNANCININ GEREĞİNİ YAPMASI NAMAHREMİN KORUNMASI İÇİNDİ
Türklerin ve Müslüman diğer milletlerin tarih boyunca ve geçmiş asırlarda günümüzde verdikleri kurtuluş mücadelelerindeki asıl maksatlarının kuru toprak parçasını kurtarmak olmayıp asıl olanı bu toprakları yurt edinenlerin inançlarını ve inançlarının gereği olan ibadetlerini baskısız, yasaksız ve korkusuz olarak yerine getirebilmeleri için verdiklerini gördük.
Yani olayın özüne girecek olursak dinimiz İslam’ı ve İslam’ın değerlerini ve bunun özü olan İstiklal Marşı Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy un tabiriyle “Şu Ezanlar ki Şahadetleri dinimin temeli ilelebet benim yurdumun üstünde inlemeli” dizeleriyle belirttiği Ezanı Muhammediye’nin 5 vakit en gür şekliyle minareli ve minaresiz Camiler başta olmak üzere her yerde her vakit kıyamete kadar orijinal hali ile okunabilmesi.
Ezanı Muhammediye’nin 5 vakit okunarak, bir taraftan inananları kurtuluşa götürecek olan dinin direği Namaza davet ederken ,bu ilahi haykırışıyla bu toprakların İslam toprağı olduğunu söyleyen Ezanın yanında hürriyetimizin timsali olan şanlı al bayrağımızın da aynı Ezanı Muhammediye gibi gönderinde kıyamete kadar nazlı, nazlı dalgalanabilmesi içindir.
Bu şanlı bayrağın altında bayrağımızdaki timsallerin ruhuna uygun ibadetlerimizin rahatlıkla yerine getirilmesi için Hz. Adem(A.S.) atamızdan günümüze kadar onlarca milyon Müslümanın yaptığı gibi Çanakkale’de, bizim Kurtuluş Savaşımız da, Kıbrıs’ın kurtarılmasında ve diğer İslam ülkelerinin Müslümanları ülkelerinin hürriyetine kavuşması için tatlı canlarını seve , seve verdiler.
Şimdi bu şehitler kalksa diğer İslami değerleriyle birlikte başörtüsünün 28 Şubat Post modern darbesindeki zirveye çıkartılan baskıyla gericilik anlamına gelen ”İrtica” yaftasıyla yaftalanmasını.!
Başörtüsünün tüm resmi kurumlardan 2010 yılının 12 Eylül günü yapılan referandum sonrasına kadar dışlanmasını. Takanların cezalandırılmalarını ,işlerine son verilmesini görselerdi ne yaparlardı?
Ne yapacaklarını vicdanınıza bırakarak ülkemizde bir daha bu ve benzeri olumsuzlukların yaşanmaması için zaman geçirilmeden ilik etapta tüm kazanımların kanun yani yasal güvenceye kavuşturulması.
Ardından ise Cumhur ittifakın oluşturan partiler başta olmak üzere bu milletin inancını serbest yaşamasını isteyenlerle iş birliğiyle yapılacak yeni bir anayasada başta bu sıkıntılar olmak üzere ülkemizin ayağına pranga olan tüm olumsuzlukların ortadan kaldırılması dileğiyle konun zinde tutulması için Hakkın izni ve rızası çerçevesinde konumuza Cuma günü kaldığı yerden devam edeceğim.
Mutlu Türkiye için takip edilmesi dileğiyle. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Devamı Cuma’ya




