(İnna lillahi ve inna ileyhi raciun)
“Allah’tan geldik ve kuşkusuz yine Allah’a döneceğiz…”
Bazen bir insanın vefatı yalnızca ailesini değil, bir şehri derinden etkiler. Çünkü bazı insanlar sadece kendi hayatlarını yaşamazlar; dokundukları hayatlarla büyür, yaptıkları iyiliklerle hafızalara kazınır ve geride bıraktıkları hatıralarla yaşamaya devam ederler.
Aksaray’ın hayırsever eczacısı Dilek Terzioğlu da işte böyle insanlardan biriydi.
Onu ilk kez 1993 yılında, Aksaray’da gazeteciliğe başladığım yıllarda tanıma fırsatı bulmuştum.
Mesleğin heyecanını yeni yeni yaşadığım, şehrin insanlarını, sokaklarını ve hikâyelerini tanımaya çalıştığım o yıllarda karşıma çıkan en önemli isimlerden biri olmuştu Dilek abla.
O günlerde belki bir yardım faaliyeti, belki bir sosyal organizasyon, belki de ihtiyaç sahipleri için düzenlenen bir etkinlik vesilesiyle yollarımız kesişmişti. Ama o karşılaşma kısa süreli bir tanışıklık olarak kalmadı.
Zamanla gördüm ki Dilek Terzioğlu sıradan bir insan değildi.
O, bu şehrin merhametli yüzlerinden biriydi. Aksaray’da “Dilek Terzioğlu” ismi anıldığında insanların aklına önce eczacılık gelmezdi. İnsanların aklına fakir fukaranın ablası, garip gürabanın annesi gelirdi. Çünkü o yalnızca ilaç veren bir eczacı değildi; insanların dertlerini dinleyen, ihtiyaçlarını gören, kimseye söylemeden yardım eden bir gönül insanıydı.
Aksaray Yardımseverler Derneği başkanı olarak yıllarca yürüttüğü çalışmalar bunun en büyük kanıtıdır. Şehrin dört bir yanında ihtiyaç sahibi ailelere ulaşmak için büyük bir çaba gösterdi.
Kimi zaman bir öğrencinin eğitimine destek oldu, kimi zaman bir ailenin mutfağına giren ekmeğe vesile oldu, kimi zaman da çaresiz insanların kapısını çalıp onların dertlerine ortak oldu.
Ben bir gazeteci olarak yıllarca onun yaptığı yardım çalışmalarını yakından takip ettim. Birçok etkinlikte, birçok organizasyonda, birçok yardım faaliyetinde onun yanında yer aldım. Gazeteci kimliğimle yürütülen kampanyaların duyurulmasına katkı sundum. Ama şunu çok iyi biliyorum ki, Dilek ablanın yaptığı iyiliklerin büyük bir bölümü hiçbir zaman gazetelere yansımadı.
Çünkü o iyiliği sessizce yapmayı severdi.
Onun için yardım etmek bir gösteri değil, bir hayat biçimiydi.
Hiç unutmadığım anılardan biri de birlikte birçok garip gencin yuva kurmasına vesile olduğumuz yıllardır. Dilek abla özellikle maddi imkânı olmayan gençlerin evlenebilmesi için büyük çaba gösterirdi. Kimi zaman bir düğünün masrafını karşılamak için yardım toplar, kimi zaman bir evin eşyasını temin etmek için yardımseverleri harekete geçirirdi.
Ben de o süreçte bir gazeteci olarak yürütülen yardım kampanyalarına destek verirdim. Haberler yapar, yardım çağrılarını duyurur, insanların bu iyilik hareketine katılmasına vesile olmaya çalışırdım. Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki o yıllarda belki onlarca gencin yuva kurmasına birlikte vesile olduk.
Nice genç çift yeni bir hayata adım attı.
Bugün belki o yuvalarda büyüyen çocuklar var.
Belki onlar bunun farkında bile değiller ama hayatlarının başlangıcında Dilek ablanın emeği, duası ve gayreti vardı.
Dilek ablayla olan hukukum 1997 yılında Aksaray’dan ayrılana kadar devam etti. O yıl Aksaray’dan ayrıldığımda doğal olarak hayatın akışı içinde yollarımız da ayrıldı. Zamanla aramızdaki diyalog koptu. Ama bu hiçbir zaman onun benim hayatımdaki yerini değiştirmedi.
Ben her zaman Dilek ablayı hayırla yad ettim.
Her zaman ondan sevgiyle ve saygıyla bahsettim.
Her zaman kendisine karşı bir minnet duygusu taşıdım.
Çünkü Dilek abla yalnızca başkalarının hayatına dokunan biri değildi; benim hayatıma da dokunmuş bir insandı. Hayata bakış açımda, insanlara yaklaşımımda ve toplumsal sorumluluk anlayışımda onun etkisini her zaman hissettim.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net görüyorum:
Dilek abla benim hayatımda rol model olmuş insanlardan biriydi.
İyiliğin, merhametin ve vicdanın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu bana gösteren insanlardan biriydi.
Bazı insanlar vardır; size uzun uzun nasihatler vermezler ama hayatlarıyla örnek olurlar. İşte Dilek abla tam olarak böyle bir insandı.
Onun hayatına baktığınızda iyiliğin ne demek olduğunu anlardınız.
Onun yaptıklarına baktığınızda yardımseverliğin ne demek olduğunu görürdünüz.
Onun insanlara yaklaşımını gördüğünüzde iyi kalpli olmanın ne kadar kıymetli olduğunu hissederdiniz.
Dilek abla vicdanın adıydı.
Dilek abla hayırseverliğin adıydı.
Dilek abla yardımseverliğin adıydı.
Dilek abla iyi kalpli olmanın adeta yaşayan bir örneğiydi.
Bu yüzden onun vefatı yalnızca bir insanın aramızdan ayrılması değildir.
Bu şehir için büyük bir değerin kaybıdır.
Bu sabah onun vefat haberini aldığımda içimde derin bir hüzün oluştu. İnsan yıllarca iyilikle anılan birini kaybettiğinde gerçekten tarif edilmesi zor bir boşluk hissediyor.
82 yıllık bir ömür…
Ama bu sıradan bir ömür değildi.
İçinde binlerce iyilik, sayısız dua ve yüzlerce insanın hayatına dokunan bir hikâye vardı.
8 Nisan 1944’te Aksaray’da dünyaya gelen Dilek Terzioğlu, sabah saatlerinde geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’ın rahmetine kavuştu. Eşi Hikmet Terzioğlu’nun yanında sabah saatlerinde rahatsızlandı ve kaldırıldığı Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Ama şunu biliyorum ki onun bıraktığı iyilik mirası hiçbir zaman kaybolmayacak.
Bir insanın gerçek mirası malı mülkü değil, yaptığı iyiliklerdir.
Dilek Terzioğlu arkasında işte böyle bir miras bıraktı.
Bugün Aksaray’da birçok evde onun için edilen dualar vardır. Bir öğrencinin başarısında, bir yetimin gülüşünde, bir ailenin huzurunda onun emeği vardır.
İnsan hayatta en çok böyle anılmak ister.
Arkasından hayırla yad edilmek…
Dualarla hatırlanmak…
Ve insanların kalbinde güzel bir yer bırakmak…
Dilek abla bunu başarmış nadir insanlardan biridir.
Cenazesi 16 Mart Pazartesi günü Somuncu baba Külliyesi’nde kılınacak öğle namazının ardından Ervah Kabristanlığında toprağa verilecek.
Ben bugün yalnızca bir hayırseveri uğurlamıyorum.
Bir büyüğümü…
Bir yol göstericiyi…
Ve bir dönem hayatımın içinde olan çok kıymetli bir insanı uğurluyorum.
Rabbim mekânını cennet eylesin Dilek abla.
Bu şehir seni, yaptığın iyilikleri ve bıraktığın güzel hatıraları asla unutmayacak.
Hoşça kal benim can ablam. Hoşça kal benim manevi Annem. Hoşça Kal…
Dualarımız seninle.





