28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştiği için bu isimle anılan, kendisinden önceki 12 Mart 1971 darbesinde TBMM sinin kapısına kilit vurulmasa da tüm atanmış ve seçilmişleri memleketimizin aleyhine hizaya getiren bu darbe gibi olması nedeniyle de "post-modern darbe" olarak literatüre geçen sürecini adı”28 Şubat Post Modern Darbesi’dir.”
DİN,VATAN VE MİLLET DÜŞMANLARI NANKÖRSÜZLÜKLERİNİN 1000 YIL SÜRECEĞİNİ SÖYLEDİLER
Türkiye’nin demokrasi tarihinde derin izler bırakan 1000 yıl süreceği belirtilen bu zulmün hesapların üstündeki en büyük hesabın sahibinin yüce iradesinin tecellisiyle Hakkın imanlı ve imanlarından aldıkları cesareti ortaya koyan samimi kullarının cüzi iradeleriyle 1000 yıl süreceği belirtilen darbe 12 yıl içinde önce etkileri kırılan etkileri ve yapanları cezalandırılan bu darbe tamamen velinimete ve inancına karşı din ve vatan ile millet düşmanlarının alçakça kalkışmasıydı.
Dönemle ilgi bilgi veren kaynaklar 28 Şubat Post Modern darbesinin toplumsal dokuda ciddi sarsıntılara yol açan bir kırılma noktası olduğunu.
Bu dönemin, inanç hürriyeti ve temel insan hakları bağlamında ülkenin kahır ekseri si oluşturan muhafazakâr bireylerin ve bunların kurumlarının hayat alanlarını daraltan bir baskı mekanizması olarak hafızalardaki yeri asla ve asla unutulamaz.
Süreç, yukarıda da belirtildiği gibi özellikle dindar kesim üzerinde yoğunlaşan bir dışlama ve ötekileştirme politikasını da beraberinde getirdi.
ÜNİVERSİTELİ KIZLARA İKNA ODALARINDA TRAVMA YAŞATAN SERTER’E MÜKAFAT VEKİLLİK OLDU
Üniversite kapılarında inancının gereği başını örten Üniversite öğrencisi kızları daha sonra CHP’de siyasette yapan dönemin İstanbul Üniversitesi Rektör yardımcısı Nur Serter’in mucidi olduğu insanlık dışı onur kırıcı ikna odaları kuruldu.
Binlerce genç üniversite öğrencisi, inançları gereği taktıkları başörtüsü nedeniyle eğitim haklarından mahrum bırakıldı.
SADECE NAMAZ KILDIKLARI İÇİN BİNLERCE ASKER VE SİVİL KAMU GÖREVİNDEN ATILDI
Bu durum, bir neslin kariyer hedeflerini ve hayallerini doğrudan etkileyen bir travmaya dönüştü.
Din düşmanlarının tıpkı 2007’nin 27 Nisan günü ilik oylaması yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gibi sonradan çıkma 367 oy dayatmasındaki gerekçe gibi kendilerince uydurdukları kamusal alan saçmalığıyla kamu personeli olan bireyler, inanç dünyalarına dair semboller veya hayat tarzları nedeniyle görevlerinden uzaklaştırıldılar, fişlendiler ve sosyal izolasyona maruz bırakıldılar.
Bu sistematik baskı, bireylerde uzun yıllar sürecek bir güvensizlik ve dışlanmışlık hissi inşa etti.
MİLLET VE İNANÇ DÜŞMANI 28 ŞUBATÇILAR EKONİMİNİN KENDİLERİ GİBİ İNANLARIN EMPERYAL DESTEKLİLERİN TEKELİNDEN ÇIKMAMASI İÇİN”YEŞİL SERMAYA” DİYE BİR SÖYLEM GELİŞTİRDİLER
28 Şubat sürecinde Cunta ve taraftarları sadece sosyal hayatı değil, piyasa ekonomisini de hedef aldılar.
Belirli kriterlere göre tasnif edilen şirketler "yeşil sermaye" etiketiyle boykot edildi, ihalelerden dışlandı ve finansal darboğaza sürüklendi.
Siyasi istikrarsızlığın tetiklediği bu ortamda içi boşaltılan bankalar ve ardından gelen 2001 ekonomik krizi, Türkiye’nin milyarlarca dolar kaybetmesine ve halkın fakirleşmesine neden oldu.
Bu durum, beşer için kalkınma yolunda atılan adımların onlarca yıl geriye gitmesine sebebiyet verdi.
Yerimiz dolduğundan Hakkın izniyle ve o yüce rızasına kavuşmak konuya Çarşamba günü devam edeceğim.
Mutlu Türkiye’nin inşasına katkı için takip edilmesi ve ettirilmesi dileğiyle.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Devamı Çarşamba’ya

