8 Mart… Takvimde sıradan bir gün gibi görünse de aslında vicdanımızı yoklayan, insanlığımızı sorgulatan bir gündür. Çünkü bugün; çiçeklerle kutlanacak bir gün olmanın ötesinde, acıları, mücadeleleri ve umutları hatırlama günüdür.
Kadın…
Hayatın başlangıcıdır kadın. Bizleri dokuz ay kalbinde taşıyan, ilk nefesimizi alırken gözyaşıyla dua eden annelerimizdir onlar. Bizim dünyaya gelişimize vesile olan, sevgiyi ilk öğreten, merhameti kalbimize işleyen analarımızdır.
Ama ne yazık ki bu topraklarda ve dünyanın birçok yerinde kadın olmak hâlâ zordur.
Her gün bir kadının hayattan koparıldığını duyuyoruz. Bir annenin, bir kardeşin, bir evladın hayalleri yarım kalıyor. Bir evde ocak sönüyor, bir çocuğun dünyası kararıyor. Kadın cinayetleri sadece bir insanın ölümü değildir; aslında toplumun vicdanının yaralanmasıdır.
Sadece öldürülen kadınlar değil…
Susturulan, korkutulan, ezilen, şiddet gören, suiistimal edilen kadınlar da var. Sessiz çığlıklarını duymadığımız, gözyaşlarını görmediğimiz nice kadın var.
Oysa bizim inancımızda kadın çok kıymetlidir. Peygamber Efendimizin söylediği gibi:
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
Düşünün… Cennetin kapısını annelerin ayaklarının altına koyan bir anlayıştan geliyoruz. Ama bugün annelerimizin, kardeşlerimizin, kızlarımızın gözyaşlarını görmezden gelemeyiz.
Kadın; bir evin bereketidir.
Kadın; bir toplumun vicdanıdır.
Kadın; hayatın en merhametli yüzüdür.
Annelerimiz, kardeşlerimiz, eşlerimiz…
Onlar sadece hayatımızın bir parçası değil, hayatımızın kendisidir.
8 Mart sadece çiçek verilen bir gün olmamalı.
8 Mart; kadına saygıyı, sevgiyi, merhameti yeniden hatırladığımız bir gün olmalı.
Çünkü bizleri dünyaya getiren, ilk sevgiyi öğreten, yaralarımızı saran o eller kadınların elleridir.
Unutmayalım…
Bir toplum kadınlarına verdiği değer kadar güçlüdür.
Ve biz biliyoruz ki;
Kadınların gülüşü çoğaldıkça dünya güzelleşecektir.

