Salı’dan devam.
Başlıkta sorulana kim din, vicdan ,ahlak, hukuka göre” Evet” diyebilir.
Zaten din, vicdan, ahlak ve hukuk kişinin doğuştan gelen hakları ile inancından dolayı hakkı olanı asla yasaklayamaz.
Bırakın hukuk kanuna göre de en azından tüm kanunların uymak mecburiyetinde olduğu halen yürürlükteki 1980 anayasasının din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24. Maddesinde ”Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu bu çerçevede ibadet, dini ayin ve törenlerin serbest serbest olduğu, kimsenin ibadete zorlanamayacağını ve din eğitiminin mecbur ders olarak okutulacağı” belirtiliyor.
Herkesin uymak mecburiyetinde olduğu ana kanun eskilerin tabiriyle “Kanuni Esasi ” deki bu net bağlayıcılığı bile takmayan sözüm ona hukukçuların on yıllarca inanların ensesinde boza pişirilmesi ,insanların kendi öz yurtlarında parya yapılması için mi çeyrek milyon vatan evladı en kıymetli varlıkları olan canlarını vererek şahadet şerbeti içtiler?
HAKİMLERİN TÜRK MİLLETİ ADINA VERDİKLERİ KARARLA OKULA GİDİP GELİRKEN BAŞINI ÖRTENİN TÜRK ÇOCUKLARINA KÖTÜ ÖRNEK(!) OLDUĞU GEREKÇESİYLE İŞTEN ATILMASINI GÖRSELERDİ!!!
İşine gidip gelirken başını örten bir Ana Okulu öğretmeninin bunu yapmasının nüfusunun %99. Müslüman olan ülkemizin çocuklarına kötü örnek(!) olabileceği yönünde hem de %99.5 Müslüman olan milletimiz adına hakimler tarafından verilen.
Evrensel hukukta, Avrupa insan hakları beyannamesinde ve Birleşmiş Milletlerin insan hakları belgesinin yanında Anayasamızın inanç hürriyetini düzenleyen 24.maddesinde de hiçbir dayanağının olmamasına rağmen bunun on yıllarca suç sayılarak inanların ensesinde boza pişirilmesi !
ANNE VE BABALARIN BAŞÖRTÜLÜ VE SAKALLI OLMALARI NEDENİYLE ASKERDEKİ EVLADININ YEMİN TÖRENİNE VE DÜĞÜNÜNE KATILMASINA İZİN VERİLMEMESİNİ ŞEHİTLER GÖRSEYDİ NE YAPARDI?
Peygamber ocağı olan Askeri kışla ile sosyal tesislerine dinimizin emri olan başörtüsünü örtenlerin ve yine dinin emri olan sakal bırakanların yemin töreninde de ve düğünlerde askerin anne ve babasının inancından dolayı alınmayarak evlatlarının en mutlu gününü görmekten men edilmelerini.
DİNİMİZİN EMRİ OLAN GÜMÜŞ YÜKSÜK TAKAN VE NAMAZ KILIP FARZ ORUCU TUTAN ERKEĞİN İRTİCA İLE YAFTALANIP ASKERLİKTEN ATILMASINI GÖRSELERDİ ÇANAKKEL ŞEHİT VE GAZİLERİ NE DERDİ?
Dinimizin emri olan gümüş yüksük takanların, dinin direği olan Namazı kılıp Farz olan orucu tutanların askeri şura kararlarıyla” Disiplinsizlik” yaftasıyla yaftalanıp işlerinden atılmalarını.
Çanakkale’de bu boğazı tek dişi kalmış canavar olan medeni olduklarını iddia edenlerin geçmesini önlemek canlarını seve, seve veren Çeyrek Milyon şehit ve sayıları bu şehitlerimizden az olmayan gazilerimiz şimdi ayağa kalksalar kendilerinin verdiği mücadele ve bu mücadeleyi kazanabilmek için verdikleri tatlı canlarını toprağa vermelerinin maksadını ,birde evrensel hukuk dada hiçbir dayanağı olmayan, Atatürk’ün hayali olan ulaşmamızı istediği muasır ülkelerin hiçbirinde olmayan bu çağ dışı uygulamaları görselerdi bizi denize dökmezler miydi? !!!
KENDİ ÖZ YURDUMUZDA PARYA OLUNMAMASI,DİN DÜŞMANLARI TARAFINDAN ENSELERİNDE BOZA PİŞİRİLMEMESİ İÇİN HAKLAR ÖNCE KANUN ARDINDAN İSE ANAYASA GÜVENCESİNE ALINMALI!!!
Ülkemizi her yönüyle onlarca yıl çağdaş demokrasilere rezil eden tüm çağ dışı engellerin yanı sıra inanç, fikir ve teşebbüsü hürriyetinin önündeki tüm engellerle 2010 anayasasından sonra peyde pey kaldırılan fakat gerekli anayasa ve yasal güvence sağlanmadığından pamuk ipliğine bağlı olan bu iyileştirmelerin en kısa zamanda ilk etapta yasal, ardından ise anayasal güvenceye kavuşturulmasının sağlanması dileğiyle.
Hazreti Adem(A.S.) atamızdan ,Çanakkale’ye ,Çanakkale’den günümüze kadar gelip geçmiş tüm İslam Şehitleri ve Gazilerinin Ruhları şad ,mekanları Cennet olsun.
Cuma’mız mübarek olsun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.




